Koronavirüs Günlerinde Online Eğitim Salgında Steiner Metodunun Kullanımı. Öğretmenler için Yönlendirme ve Öneriler

yazan birgul tastan

Paul Levy
Brighton, UK  Mart 2020

Çeviri: Bereket Uluşahin

Giriş

Dijital teknolojiyi kullanan eğitim, üst okullardaki öğrenciler için bilinçli ve seçici bir şekilde uygulanırsa uygundur. Dünya üzerinde en az önümüzdeki haftalar, belki de aylar boyunca okulların kapanması ve evden eğitimin yeni bir norm haline gelmesiyle, online eğitim vermek devlet okulları ve artık Waldorf okulları için de olağanüstü bir durumdur. Güncel olaylar Waldorf okullarını da çok küçük yaştaki çocukların eğitiminde dijital teknoloji kullanımına zorlayacaktır.

Bu doküman deneyimli Waldorf öğretmenlerinin işlerini nasıl yürüteceklerine yönelik bir girişim değildir. Yine de ‘online’ eğitimi sınıftaki fiziksel eğitimin yerine koymak, Waldorf Eğitimi’ne yabancı olunsa dahi, haklı nedenlerden ötürü doğal değildir. Bilgisayarların hayatımıza girmesinden uzun bir zaman önce Rudolf Steiner mekanik teknolojinin çifte doğasına (on-off, bir-sıfır, ya şu- ya bu) fazlasıyla kapılmamızın doğuracağı tehlikeye işaret etmiştir. Dünyamız nitelikseldir. Dijital teknoloji ise ikicidir ve ekranlarımız normal algılarımızın ötesindeki bir hızla parlayıp sönerler.

Yaşça daha büyük öğrenciler için bu teknolojiyle tanışmak, nasıl çalıştığını öğrenmek, nasıl ve nerede kullanılacağını öğrenmek uygundur. Fakat çocuklarımızın bilgisayar teknolojisine bağımlı hale gelmesini de arzulamayız. Yine de bu teknoloji çağımız için bir armağandır. Ortaya çıkan bu koronavirüs salgınına karşı aşı geliştirilmesinde de ana araç dijital teknoloji olacaktır; birbirimizden fiziksel olarak izole edilmiş dahi olsak bağlantımızı sağlayan dijital teknolojidir.

Aşağıda değinilen noktalar 9 yaş ve üstü için geçerlidir. Bunların hangilerini ve hangi yaş grubu için kullanacağı öğretmenin kararına bağlıdır.

Çocuklarımız için dijital teknolojinin tehlikelerine ilişkin çok sayıda araştırma çalışması ve kitap vardır. Yine de onlar bunu kullanmayı sıklıkla daha yaşlı olan bizlerden çok daha iyi bilen bir nesildir. Hızla uyum sağlarlar ve etkisine dayanıklılık gösterirler.

İçinde yaşamakta olduğumuz çağa doğduk ve dijital teknoloji kendisini öğretmenlere, öğrencilerine aynı fiziksel ortamda bulunmasalar dahi, öğretime devam edebilecekleri bir araç olarak sunuyor.

Sizleri bir aciliyet duygusu ve alçakgönüllülükle sunulan bu ipuçları, öneriler ve yönlendirmelerin istediğiniz herhangi birinden yararlanmaya davet ediyorum. Sizler her çocuğun benzersizliği ve özgürlüğünü kutsal bir bağlılık ve sorumluluk içinde ele alan öğretmenlersiniz. Bu teknoloji çok güçlü ve güçlerinin verimi karışıktır. Bunu bu zorlu günlerde ancak farkındalık içinde, koruyucu ve sevecen bir çabaylasorumluluğumuz altındaki çocukların yararına kullanabiliriz.

Bu makalenin içeriğinin paylaşımındaki aciliyet, kısa sürede eksiksiz bir yapılandırma ve materyal çalışmasıyla kısa ve okunabilir biçimde bir sunum anlamına geliyordu. Bu esasında online eğitim vermeye girişen Waldorf öğretmenleri için öneriler, ip uçları ve yönlendirmeler içeren bir listedir. Bu makalede dijital bir uygulamanın verebileceği zararı en aza indirgeme ve aynı zamanda dijital medyanın soğuk ortamına insani bir sıcaklık katmaya yönelik tavsiyeler bulacaksınız.

Bunları yararlı bulmanızı ümidiyle.

Yazar hakkında

Bir Waldorf okulunda veliyim ve bu okulda yirmi yıl boyunca zaman zaman mutemet olarak çalıştım. Yetişkinlerle de öğrenme ve gelişmeye yönelik çalışmalar yapıyorum ve Birleşik Krallık’taki üç üniversitede yarı zamanlı kıdemli eğitmen ve yardımcı doçent olarak çalışıyorum. Birçok kitabın yanında Clairview Books tarafından yayınlanan ‘Digital Inferno’ (Dijital Cehennem) adlı kitabın da yazarıyım. Yeni çıkacak ‘Breathing Nature in a Digital World’ (Dijital Bir Dünyada Doğayı Solumak) adlı kitabım teknoloji ve doğayı kişisel ve iş hayatlarımızda nasıl dengeleyebileceğimiz gözden geçiriliyor.

Not

İletişimin dijital biçimi, özellikle video konferans ve teke tek video chat, birçok Waldorf öğrencisine rahat gelir. Burada bu medyanın kullanımına ilişkin bazı pratik düşünceler yer alıyor. Elektronik postayla iş kurgusu ve yönetimine ilişkin düşünceler de bulabilirsiniz.

Bir düşüncenin kullanımını, uyarlanmasını ya da farklı yaş grupları için ne kadar uygun olduğunu kendi kanaatiniz belirleyecektir.

Lütfen bu dokümanı diğer öğretmen dostlara ve meslektaşlara iletmekten çekinmeyin. Şeffaflık açısından lütfen yazarı da belirtin.

Yazara yorum ve dönütlerinizi memnuniyetle yönlendirebilirsiniz: paul@cats3000.net

Düşünceler, Öneriler ve Etkinlikler

Etkinlik: Konumumuzu paylaşma                                                     

Bir telekonferansa başlarken çocuklarla konumunuzu paylaşın. Kameranızı çevirerek örneğin mutfakta ya da doğal ışığa yakın bir yerde olduğunuzu gösterin. Onlara başlangıçta fiziksel bir dünyada dijital medyayı kullanan fiziksel varlıklar olduğumuzu belirtin. Her öğrenciden konumunu söylemesini, uygunsa göstermesini isteyin. Bunun en az riskli yolu basit olarak yüksek sesle nerede olduğunu söylemektir.                           

Öğrencilere elektronik postayla ulaşıyorsanız benzer bir yol izleyebilirsiniz. Yazınızı geleneksel bir mektup arkadaşıymışsınız gibi başlatın: ‘Bunu arka bahçemdeki banktan yazıyorum.’ Daha küçük çocuklar için e-maili bir ebeveyn okuyor olabilir. Her durumda küçük çocuklar için daha yaratıcı olabilirsiniz, onların dinledikleri ya da okudukları e-maile yaratıcı imgeler katabilirsiniz: ‘Bunu arka bahçemdeki banktan yazıyorum. Kocaman sarman bir kedinin ip üzerinde yürüyormuş gibi çit boyunca yürüdüğünü görüyorum.’ Küçük çocuklara bu anda ve bu ekranda nasıl buluştuğunuza yönelik bir arka plan hikâyesi anlatabilirsiniz.

Öneri: Videoda sesi önceleyin

Radyo geçmiş yıllarda yükselişteydi. Podcast ise günün modası. Bunlar hayalimizde imgeler canlandırma yeteneğimizi bize bırakırlar, buna karşılık televizyon bize bunları görüntülerle hazır bir biçimde sunar. Yaşı daha büyük olan çocuklar için bir ses kaydı yapın, hatta bir grupla görüntüsüz skype bağlantısı kurmayı deneyin. Bu pedagojik hikâyeler için yararlı olabilir. Anne babalardan da kendilerine e-maille gönderdiğiniz hikâye ve şiirleri yüksek sesle okumalarının isteyin. Görüntü yerine sesle iletişim ekran başında geçirilen süreyi azaltır.

Video daha büyük çocuklarda bile pasiflik yaratabilir. Ses onları daha aktif olmaya zorlar. Görüşme sırasında anne babaların katılımı ya da sadece orada bulunmaları da dikkati toplamaya yardımcı olabilir.

Etkinlik: Zaman kontrolü yapın

Çocuklara e–maille bir ödev gönderiyorsanız, bunu ne zaman gönderdiğinizi belirtin. Bu onlara tıpkı kendileri gibi sizin de bir hayatınız olduğunu ve bunun birer insan olarak aranızdaki ortak bir şey olduğunu hatırlatır. ‘Bu e-maili saat 5’te tam da erken bir akşam yemeği yemeden önce gönderiyorum.’ Tabii bunu her mesajınızda yapmanız gerekmez. Kısaca bilgilendiren e-mailler böyle olabilir. Ders vermeye yönelik daha uzun olanlar, bir e-mailin gönderildikten ancak bir müddet sonra kendilerine ulaştığını fark etmelerine yol açan bir bağ kurulmasını sağlayabilir.Bir derslikte aynı zamanı paylaşırız. Zaman farkındalığı önemlidir, internetteyken bu duyumuzu kolayca kaybedebilir ve paylaştığımız dünyadan apayrı bir yerlerde dolanıyor olabiliriz.

Etkinlik: Akşam yemeğinde ne yedik ve diğer etkinlikler

Fiziksel dünyaya geri dönmek, çocukların dijital teknolojinin aslında fiziksel dünyamızda ve uyanmakla başladığımız ve uyumakla bitireceğimiz bir günün içinde yer aldığını bilinçli olarak fark etmeleri açısından yararlıdır. Bu sabah kaçta uyandık? Öğlende ne yedik? Akşam yemeğinde ne var? Git annene ya da babana sor….

Etkinlik: Kendimizi nasıl hissediyoruz?

Video konferans temelindeki bir dersin başında çocuklarla birlikte bir giriş yapın. Her birine nasıl olduğunu sorun (bunu onların arasında bir soru turuyla yapabilirsiniz, utangaçlarsa nasıl olduklarını en fazla üç sözcükle yazmalarını söyleyebilirsiniz.) Bunun modelini kendiniz kurun. Bu hepimizin hislerinin olduğuna ilişkin bir hatırlatmadır. Utangaçlık bir miktar enerji, beklenti hatta gülme duygusunu ortaya çıkarabilir. ‘Seni bugün güldüren bir şeyi anlat, sonra da kızdıran bir şeyi.’

Etkinlik: Bir veciz söz/bir görüntü/bir şiirle başlayın

İnsanlar video çağrılarına farklı zamanlarda ulaşırlar. Bazı platformlarda ‘kendi ekranınızı’ paylaşabilirsiniz. Bir görüntüyle başlayın; belki bu dersin içeriğine ilişkin bir görüntü, daha büyük çocuklar için ise veciz bir söz ya da şiir olabilir. İsterseniz şiir, resim ya da veciz söze ilişkin kısa bir tartışma da başlatabilirsiniz. Bu kendini beceriksiz bir iletişim aracının akışının içine girmeye yardımcı olabilir.

Etkinlik: Daima özet çıkartın/son olarak ne yapıldığını yansıtın

Dijital dünya çok doğrusaldır (lineer). Facebook gibi platformlar insanların yazdıkları ve paylaştıkları içeriğin zaman çizgisini uzatır. Bu etkinlik çeşitli derslere ilişkin anlamlı bir hikâye oluşturmaya yardımcı olur. Yansımanın ve özetin öneminden yararlanır ve internetteki bunaltıyı azaltır.

Bunu bir kısa sınav (quiz) olarak da yapabilirsiniz. Başkaları için onların bitireceği bir cümle başlatın. Ya da yansımayı belleğin bir eylemi olarak yönlendirin. ‘Geçen haftaki online dersin sonunda ne yaptığımızı kim hatırlıyor?’ Ya da sözel bir özet ya da ekrandan bir resim paylaşımı, bir diyagram sunabilirsiniz. Göndereceğiniz resimler basit olsun, aksi takdirde bazı çocukların mıhlanmış gibi ekrana baka kaldıkları fark edilebilir. Ama bir dersten diğerine bir süreklilik duygusu geliştirin ve çocuklara öğrendiklerini hazmetmekte yardımcı olun.

Öneri: Ekrana çok yakın durmayın

Bir bilgisayar ekranı (ya da akıllı telefon ya da tablet) ile ilişkideyken alınacak doğru pozisyonu modelleyin. Ekranla aranıza biraz mesafe koyun. Kendinizi fiziksel bir derslik gerçekliğine yaklaştırın. Bunun ideali çocukların sadece sizin yüzünüzü değil, başınızı ve omuzlarınızı da görebilmeleridir. (Derslikte bütün bedenimizle öğreniriz, bedensiz bir baştan ibaret değilizdir.) Ellerinizi kullanın; başınız, omuzlarınız, hatta ellerinizin görüleceği şekilde geriye yaslanın. (İyi bir mikrofonunuzun da olması gerekir. Ankastre mikrofonlu taşınabilir bir bluetooth hoparlörü bunun için idealidir.) Ayağa kalkıp hareket edin, kitap vb. gibi objeler gösterin, hatta bir kara ya da beyaz tahtaya yazılar bile yazabilirsiniz. Ama sadece başımızın görünmesi bizi gereksiz şekilde entelektüel beyinlerimize yönlendirir.

Öneri: Hitap ettiğiniz kişiyi aklınızdan çıkarmadan daima kameraya bakın

Dijital araçlar dikkati dağıtırlar. Bunlar bizimle aynı oda ya da fiziksel ortamda bulunmayan kişi ya da grupla ilişkimize bir filtre, hem bir geçit hem de bir bariyer teşkil ederler. Ekran çok net ve ayrıntılı olsa bile, ekranda gördüğümüz piksellerden ibaret bir kişinin yoğunluğu, hoşluğu ve benzersizliğini çabuk unuturuz.

Waldorf öğretmenlerinin sıkça yaptığı gibi, dijital bir buluşmanın öncesinde her çocuğun imajı, kişiliği, kendine has niteliklerini hatırlayın ve aklınızda tutun. Görüşme sırasında bilincinize içsel bir amaç, ekranda karşınızda duran çocuğu benzersiz aynı zamanda sizin dünyanızı paylaşan, size atmosferi geçerek bağlanan –ekran aracıdır, bağlantı aslında ekranla kurulmaz- her çocuğa ayrı ayrı odaklanmanız internet ortamındayken onlarla bir bağ sağlar.

Öneri: Olağandan daha yavaş olun

Birçok kişi dijital ortamda daha çabuk konuşma ve davranma eğilimindedir. Bugünlerde çocukların (ve birçok yetişkinin) ne kadar hızlı metinler oluşturduklarına bakmanız yeterlidir. Online sınıfınızda uygulayacağınız hızı ayarlamak için sezgilerinizi kullanın. Genel olarak yavaşlamak konuları hazmetme ve önemli şeyleri türlü yollarla tekrarlama açısından daha iyidir. Başlangıçta çocuklar sabırsızlaşmış ya da dikkatleri dağılmış gibi gelebilir. Daha düşük bir hız onların çoğunlukla alıştıkları bir şeydir; kendilerine düşünecek ve hazmedecek zaman tanıması ve gerginliği azaltması açısından onlara bir rahatlık verir.

Etkinlik: Su için/herkesin yanında bir bardak su olsun

Bu durum su içmenin önemini modelleme açısından mükemmel bir fırsattır. Bütün öğrencilerden sanal sınıflarına birer bardak su getirmelerini isteyin. Büyükçe bir bardaktaki suyu düzenli olarak yudumlayarak örnek oluşturun. Birlikte su içmek eğlenceli olabilir ve zevkli bir ritme dönüşebilir. Su içmemenin ve ısınmış bilgisayar ekranlarının karşısında bulunmanın daha da çok dehidrasyona neden olduğu bilinir.

Öneri: On beş dakika kuralını uygulayın

Çocuklar bilincinde olsalar da olmasalar da ekran karşısında geçirilen zaman duygusal bir yüktür. Yaşça küçük çocuklarda bunun etkisiyle uyku ve konsantrasyon bozuklukları oluşabilir. Hiçbir ders ara vermeksizin 15 dakikadan, belki ergenler için 20 dakikadan uzun sürmemelidir. 45 dakikalık bir ders kısa su içme aralarıyla birlikte 3 X 15 dakika olarak uygulanmalı ve her 15 dakikalık bölümün özeti yapılmalıdır. Verilen ara ideal olarak ekran başında geçirilen süre kadar olmalıdır. İnternet ortamında sanal eğitim veriyorsanız ‘daha az daha çoktan iyidir.’

Öneri: Oturumu katılım için teşekkür ederek açın

Sosyal medyanın dijital dünyası kısa yazıya dayanır, burada güler yüz ve çoğunlukla nezaket ve incelik ya yoktur ya da yapay ve boş bir şeye indirgenmiştir. Çocuklara katıldıkları için her zaman teşekkür edin! Bu biraz garip gelebilir, ama katılımın değerinin altını çizer. Varlıklarının takdir edilmesi çocukların da öğrenimlerine buna uygun bir değer vermelerini sağlar. Fiziksel ya da sanal da olsa, bir oturumu yine aynı şekilde kapatın ve katılım için teşekkür edin. Kısa bir özetle (örneğin sesinizi pekleştiren bir slaytla), bir sonraki oturuma gönderme yaparak, ödev belirleyerek (daha sonra gönderilecek bir e-mail ya da ses kaydıyla) bitirebilirsiniz. Dijital dünya çoğunlukla iyi örgütlenmemiş, kaotik bir içeriğin alanıdır. Waldorf öğretmeni bu alanın içinden anlamlı ve mantıklı bir yol izleyerek geçer.

Etkinlik: Sorular sorabileceğiniz bir konuya girin

Dijital medya anlatımlarla dolu bir alandır. Bunlara durum mesajları (status messages) denir. Bununla birlikte her çocuk dünyayı keşfetmekle uğraşır. Dijital iletişimin e-mail, sosyal medya ya da video toplantısı olsun, her türünde sorular sormak merak ve araştırma isteği uyandırır ve dünyaya karşı ilginin yolunu açar. Online dersin bir soru çerçevesinde düzenlenmesi çok yararlı olabilir. Sorunun tamamını yanıtlamak bile gerekmeyebilir. Sorunun başka soruları ortaya çıkardığını görebiliriz. Waldorf öğretmenleri olarak dijital dünya içindeyken, fiziksel dünyadakinden daha seçici ve bilinçli yanıtlar vermeliyiz. Waldorf eğitimi çözüm bulma, merak duyma ve keşfetmenin alanıdır ve online eğitimde bu daha da geçerlidir.

Bu sürekli Google’a başvurma anlamına gelmez. Google bir yanıt vericidir (ve bunda çok seçicidir). Arama motorlarını idareli kullanmalıyız. Bir video konferans sınıfına gerçek bir sözlük getirmek çok eğlenceli olabilir. Çocuklardan herkesin önünde ve kameranın karşısında gerçek bir kitaptan yüksek sesle bir şeyler okumalarını, araştırmalarını gerçek bir ansiklopediden yapmalarını sıkça isteyebilirsiniz. Gerçek kitaplarla arama motorlarının ayrı yerleri olduğunu gösterebilir ve öğretebiliriz.

Zamanlama denemeleri eğlenceli olabilir. Yönelttiğiniz bir soruyu herkes kamera önünde gerçek bir kitapta ararken kim birinci olacaktır? Sonrasında bunu soru soran çocuklarla yapabiliriz. Bu durumda süreyi daha toleranslı tutabiliriz ve bu paylaşılan bir araştırmaya dönüşerek gerçek bir araştırma ruhu oluşturabilir. Kamera birbirimizi görmemizi sağlar. Dijital teknolojiyi bilinçli olarak kullanmamızın aracı olur.

Genel bir yönlendirme olarak: Yanıtları havada kalacak bile olsa olabildiğince çok soru sorun. Soruların yanıtını başka sorularla birlikte verin. Çocukları da soru sormaya yüreklendirin. Bazı soruların yanıtsız kalmasını sağlayın ki merak duygusu ve sabırla yapılan bir araştırmanın sonunda bulunan yanıt kutlanacak bir fırsata dönüşsün. Araştırma yaparken kamerayı kapatıp, on dakika sonra buluşmayı da kararlaştırabiliriz.

Öneri: Metni slide’larla büyütme- basit slide’lar kullanma- metni bölme tercihi

İnsanlar dijital ortamda metinleri çoğunlukla üstünkörü okurlar, çocuklar bunu kavramakta zorlanırlar. Onların verilen bilgiyi özümsemeleri daha yüzeyseldir. Dijital ortamda derinlemesine bir öğrenim daha zordur.

Bir e-mail gönderiyorsanız ve sözün gelişi Ariel Font ve 14 punto kullanıyorsanız bu ilk başta çok büyük gözükebilir, fakat daha kolay okunur ve özümsenir. Vurgulamayı ‘bold’ harflerle yapın, ama bunu dikkatli kullanın. Zira bir ses yükseltmesi gibi algılanabilir. Sesinizi yükseltmek gerekiyorsa bunu yetkin bir ifade kullanarak yapın, daha teklifsiz bir ifadeye gerek duyarsanız ‘italik’ kullanın.

Slide kullanırken daha azın daha anlamlı olduğunu düşünün. Her şey için madde işareti kullanmayın. Güzel sözcüklerle kurulmuş bir cümleye öncelik verin. Resimler yararlı olabilir, ama yalın olanlarını seçin. Uzun bir cümle kurmak yerine bunu yönetilebilir parçalara bölün ve bunları çocuğun bir bütün olarak algılayacağı şekilde tasarlayın.

Etkinlik: Öğrenci isimlerini bir kâğıda daire oluşturacak şekilde yazın. Onların bir daire çevresinde yer aldıklarını hayal edin

Bu tam da sizin için içsel bir etkinliktir. Online bağlantılarımızda soyutlaşmak ve bağımsızlaşmak kolaydır. İsimlerimiz fiziksel çağrılarda önemlidir. İnternet ortamında da isimleri derslikteyken ne kadar çok kullanıyorsanız o kadar kullanın. -internet ortamında isimleri bırakıp çocuklara isimlerini kullanmadan hitap etmek kolay gelebilir.- Daha çok ön adlarını kullanın.

Gerçek bir kâğıt alın, öğrencilerin isimlerini bir liste halinde ya da bir daire çevresine yazın. Onları hep bir daire çevresindeymiş gibi hayal edin. İnsanlık bir ailedir. Zor zamanlarda sıcak ateşin çevresinde toplanır ve paylaşımda bulunuruz. Video konferanslar görsel olarak insanları video kutucukları ya da çizgisel düzen içine yerleştirecek şekilde tasarlanmıştır. Bağlantıyı bir daire çevresindeymiş gibi kurmak için çocuklarla kendinizin oluşturduğu daireyi birbirinizi görebileceğiniz bir çaba içinde tutun. Her çocuk konuşurken ya da kendiniz onlarla konuşuyorsanız onları hayalinizde bir daire çevresindeymiş gibi canlandırın. Daire çevresinin ifade ettiği birlik ve dostça duygular nedeniyle duygunun yükseldiğini fark edebilirsiniz. Şimdi içinde yaşadığımız zorlu zamanlarda buna ihtiyaç duyarız.

Öneri: Ekran en parlak halinde olmamalı

Ekranlar yüksek sesli, parlak ve rahatsız edecek derecede cafcaflı olabilir. Parlaklığı biraz azaltın. ‘Mavi ışığı’ mümkünse azaltın. Çocuklarla da her seferinde bir parlaklık kontrolü yapabilirsiniz.Parlaklık kontrolü, ses kontrolü, beden duruşu kontrolü. Sağlığımıza değer verme ve duyularımızı koruma. Gördüğümüz ve duyduğumuz her şeyi kontrol altında tutan bireyler olarak bunu kolayca yapabiliriz. Çocuklar size nasıl göründüğünüzü söyleyebilirler. Bu online derse başlarken uygulanacak basit bir ritüeldir.

Öneri: Kulaklık yerine hoparlör kullanın

Bu herkes için aynı şey olmayacaktır. Birçok çocuk kulaklıkların verdiği mahremiyet duygusundan (hatta gizli bir yerde bulunma duygusundan) hoşlanır. Bu belki küçük evlerde bir gerekliliktir, onu için bu konuda çok ısrarcı olmayın. Ama nerede mümkün olabiliyorsa, dijital teknolojimizin hoparlörle bir odanın tamamının içine yerleştirilmesi çok daha iyidir. Bu şekilde ses fiziksel alanın içinde var olur. Dijital ortamdayızdır, ama daha çok fiziksel dünyada, fiziksel dersliğimize ilişkin deneyimimize çok daha yakın bulunduğumuzun bilincindeyizdir. Bu daha büyük çocuklarla yapabileceğimiz bir tartışmanın konusu olabilir.

Etkinlik: Pencere açma zamanı

Dijital ortamdayken de taze havanın sağlığınız ve konforunuz için fiziksel derslikteki kadar önemli olması bir sürpriz değildir. Taze hava nefestir. Havanın bir mekânın içine akışı bir tür solunumdur. Dışarıdan gelen sesler orada gerçek bir dünya olduğunu hatırlatır. Kuş sesleri ve rüzgârla hışırdayan yapraklar doğayı hatırlatırlar. Bütün bunlar, dijital bir dünyanın içine dalmışken fiziksel dünyaya ilişkin bilincimizi canlı tutar. Ya bu ya o diye düşünmeyin. Her ikisi de mümkündür. Pencereye gidip temiz havayı solumak, online ders aralarında hepimizin yapabileceği bir şeydir.

Etkinlik: Elinizde bir parça kil tutun

Bu bütün sınıfın ya da sadece öğretmenin bir etkinliği de olabilir. Kafalarımız dijital dünyada meşgulken kendimizi topraklamamız önemlidir. Bir parça kili avuç içinde tutmak topraklamadır. Bizi yeryüzüne götürür. Her sınıfta bunu bir ritim içinde yapmak eğlenceli olabilir; bu örneğin 5 dakikalık süreler içinde, hatta ders süresi boyunca da olabilir. Öğretmen için: Kafanızı boşaltma gereği duyuyorsanız kili birkaç kez sıkın, sadece parmaklarınızı değil bütün elinizi kile bastırın.

Öneri: Online oturumlar arasında ara verme

Online derslerin arasında düzgün aralar verin. Online öğretim programında kendine gelmek, dersiçeriğini dindirmek ve ekran başında geçirilen zamandan uzaklaşmak için zamana gerek duyulur. Anne babalara, sanal okul günlerinde gerçek okulda olduğu gibi ders aralarında internette oyun oynanmaması ve çizgi film izlenmemesi gibi kurallar koymalarını öğütleyebilirsiniz. Fiziksel görevler ya da etkinlikler öngörebilirsiniz. Ama dinlenmek daha yararlıdır. Dijital süre çocuklardan kendi bedelini alır. Bahçede yapılacak bir koşu bazı çocuklara uygun gelebilir, diğerleri ise sessiz bir zaman geçirmeyi tercih edebilir. Bu konuda çok kuralcı olmayın. Bu hepimiz için stresli bir zaman ve bazı çocuklara diledikleri şekilde sakinleşme ve rahatlama imkânı verilmelidir. Anne babaların desteği anahtar rol oynar. Öğretmenler onlarla diyalog içinde olmalı ve onların kendi evlerinde aldıkları kararlara güvenmelidir.

Öneri: Sevgiyi içinde tut, sevgiyi dışa vur, hoşgörüsüzlüğe dikkat et

Gazetelerdeki yorumlar bölümlerinde insanların güncel haberlere ilişkin kurdukları diyaloğa bakınca, bunların ne kadar hızla soğuklaştığı ve hoşgörüden uzaklaştığını fark edebilirsiniz. ‘Siber zorbalık‘ (cyberbulling) okullar ve toplumun büyük bir kesimi için büyük bir sorun haline gelmiştir. Özellikle geçirdiğimiz bu zor günlerde bu soğukluk ve kabul edilemez tarz kendini online olarak ta gösterebilir. Öğretmenlerin bunun çok farkında olmaları ve doğru yöntemleri uygulamada deneyimli olmaları gerekir ve böyle bir şeyin ortaya çıkması durumunda birbirlerini desteklemeye hazır olmalıdırlar. Profesyonel tepki her zamanki kadar önemlidir. Fakat bazı çocukların yaşadığı stres böyle bir şekil alabilir ve buna hazırlıklı olmamız gerekir.

Dijital medya ve onun yetersizliklerini aşmakta incelik, duyarlılık ve gönüllülük gösteren, her öğrenci gibi sınıfın da benzersizliği ve değerini bilen öğretmen, kendisine duyulan güven nedeniyle ‘zorbalık’ ve hoşgörüsüzlüğü deneyimleyen bir çocuğun çoğunlukla bağlantı kuracağı ilk adres olacaktır. Dijital ortamda bir çocuğu özellikle dinlemek ve sorunlarına açık olmak için görünür olmamız gerekir. Okumak daha zor gelebilir. Anne babalarla, diğer öğretmenler ve meslektaşlarla kurulan düzenli sohbetler ve bunların hepsinin dijital dünya aracılığıyla öğrenim gören bir çocuğa gösterilen derin ve sıcak ihtimamı şekillendirmesi gerekir. Çocuklarla pedagojik bir bağlantı içindeyken, öğretmen için soğuk, alaycı, hoşgörüsüz ve en kötüsü kayıtsız olma alanı yoktur.

Hoşgörüsüzlük, hiddet ve kızgınlıklarınızı not edin. Yansımaları için kendinize zaman tanıyın. Yavaşlayın. Kendi içinizdeki, meslektaşlarınız, çocuklar ve onların ailelerindeki en iyi yönleri düşünün. Çoğunlukla hüküm vermekte çok hızlı, düşünme ve hissetme açısından çok soğuk olan dijital ortamda sıcaklığınızı koruyun.

Etkinlik: Fiil ve belirteçlere (zarf) yer veren bir dil geliştirin

Söyledikleriniz ve yazdıklarınızda anlaşılır olmak dijital dünyada güçlendirici ve canlandırıcı harika bir araç olabilir. Bu isimlerin, mesajların, e-maillerin, klavye ve ekranların dünyasıdır. Tabii fiiller de vardır, ama bir duyguyu bir emojiyle ifade etmek kolaydır. Bu bir eğlence alanı olabilir: Kısaltma, basitleştirme, hızlandırma ve tek sözcükle verilen bir yanıt. Fakat dil bizim içimizde sürekli yaşar. Fiiller ve belirteçlerin canlı ve değişken nitelikleri vardır. Bunlar sabitleşmiş, yapay ve kolaycı olabilen dijital dünyayı dengeleyebilir. Bu nedenle biraz fiil kullanın. İfadelerinizi daha şiirsel bir hale getirin, online derslerinize biraz hareket ve canlılık katın. Bu aynı zamanda konuşma şekliniz için de geçerlidir: ‘Yarınki ev ödevlerinizi hazırlıyor musunuz? ya da ‘Zorlu ama umut vaat eden fırsattan yararlanarak kendinizi hayal gücünüzü kullanıp kendi heyecan verici hikâyenizi yazmaya hazırlıyor musunuz?’ Biraz dili kullanmak canlandırır. Dijital dünyada yeniden-canlandırır, yeniden-uyandırır.

Etkinlik: Ekranın aracılığına başvurmadan fiziksel alana yönelik bir içsel duruş benimsemek

Fiziksel alanın ötesinde, coğrafi konumu uzakta olan bir kişiyi düşündüğümüzde, bu bizim bir tarafta kişinin de öte tarafta olduğunu gösterir. Dijital ortamda diğer bir kişiyle buluşmamızın ekran aracılığıyla gerçekleştiğini hayal etmek kolay bir şeydir. Derslik fiziksel bir yerdir, ama şimdi içinde bulunduğumuz evden öğrenim durumunda birbirimizden fiziksel olarak uzaktayken ekran aracılığıyla bağlantı sağlıyoruz. Bir şekilde piksellerle, birlerle ve sıfırlarla (programlamanın ikici dili) çözümlenerek karşımızda bizim için ekranda görünür hale gelen kişi yeniden yaratılmıştır. Rudolf Steiner bu illüzyona karşı insanları uyarmıştır ve bir insanın hiçbir zaman birlere ve sıfırlara ayrıştırılamayacağını söylemiştir. Teknolojinin yaratıcılığımız ve doğallığımız üzerindeki mekanik ve tekrarlayıcı etkileri konusunda çok ihtiyatlıydı. Bununla birlikte kendi döneminde telefon ve radyo gibi mucizeleri yaratan bilimin kazanımlarını da övmüştür.

Bir Waldorf öğretmeni olarak ekranda çocuklara bakarken, bir konferans çağrısında ya da telefonda dinlerken ya da onları e-maillerken (eğer size bu sezgisel olarak doğru geliyorsa) şunu akılda tutun: Bu çocukla (ya da çocuklarla) bu muhteşem teknolojinin araçları sayesinde bağlanıyorum, ama onlara fiziksel alandan geçerek ulaşıyorum.

Ekrandaki görüntü ve çocukla fiziksel alanı kat ederek sağlanan bağlantı arasında bir ayrım yapmanın gerekli olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Bu da normal olarak dijital olamayan hayatlarımızda yaptıklarımızı destekleyen bir şeydir. Örneğin Avustralya’daki büyükannenizi özlüyorsanız, ekrandan gelen bağlantı kaybını nadiren hissedersiniz. Kalbiniz ve zihninizle uzaklara doğru uzanırsınız.

Öneri: Kutuplaşmış, ikici düşünce ve dile bir orta yol sunun

Daha önce de değinildiği gibi dijital dünya ikici bir ortamdır. Her zaman olmasa da sıklıkla insanların arasındaki iletişimde ‘ya öyle ya böyle’ ikilemine eğilimlidir. Nüanslar ve bir takım inceliklerin paylaşımı çaba gerektirir. Reklamlar birkaç saniyelik sürelerde değişip durur. ‘Enter’ tuşuna basınca, gerçekleşmiş ve gerçekleşmemiş eylem arasında başka seçenek yoktur. İkicilik dijital dünya için kullanışlıdır.

Çocuklarımıza hayatın ‘ya şu ya da bu’ gibi iki seçenekliolduğunu değil, sonsuz olasılıklarla dolu olduğunu öğretmek isteriz. Bu nedenle kutuplaşmış bir düşünceyle karşılaşırsanız, bir orta yol sunun, seçenekler arayın, iki seçeneklilikten uzaklaştıracak sorular sorun. Tartışma, münazara, yaratıcı düşünce. ‘Şunu da düşündün mü?’ tümcesini hazır tutun.

Etkinlik: %100 dakiklik

İyi bir zaman ölçümcüsü olun ve bunu çocuklardan da bekleyin. Vaktinde başlayın, vaktinde bitirin. Sosyal medyanın dijital dünyası, oyunlar ve televizyon gibi hazır eğlencelerin, ‘bir parça daha’ ya da ‘beş dakika daha’ların yeri olabilir. Bunun bir yeri vardır. Fakat biz burada güçlü ve güvenilir bir eğitim veriyoruz. Çocuklar fiziksel olarak okulda değiller. Dünya değişim içinde ve artık güvenilir değil. Online öğrenimin güvenli limanı olun; bir öğretmen olarak bütün sözlerinizi tutun, beyaz yalanlardan uzak durun, ılımlı, azimli ve nazik bir kesinlik içinde olun.

Öneri: Fiziksel dünyaya bağlı kalın

Bir Waldorf öğretmeni olarak online derste geçici olarak kaybettiğimiz fiziksel sınıf koşullarına bağlı kalın. Olabiliyorsa kara tahta kullanmaya devam edin. Gerçek bir kâğıt üzerine yazın ya da çizin. Boya ve el işi yapın, yemek pişirin. Çocuklar ve insanlığın geri kalanı için iyi olmak istiyorsanız kendiniz için de iyi olun. İyi dinlenin. İyi yemek yiyin, su için. Bir ekrana bakıyor dahi olsanız notlarınızı geçek bir dolmakalem ya da kurşun kalem ve kâğıtla alın. Video konferans sırasında da fiziksel notlar alın. Fiziksel araçlara bağlı kalın. Klavye ya da mobil cihazları camı üzerinde yazarken sadece parmak uçlarınızı değil, bütün elinizi kullanın.

Etkinlik: İç mantra: Bu araç için minnettarım. Ama ben bu araç değilim.

Bu basit dize kısa bir meditasyonun konusudur. Öğretmen ve araç aynı şey değildir. Dijital dünya, okula ve sınıflarına gelemedikleri zaman, bağlanılarak çocuklara eğitim imkânı sunar. Tabii okulla aynı şey değildir. Fakat bize bu olanağı, bu armağanı verir. Bununla birlikte kendimizi korumayı da öğrenmeliyiz. İşte özel alanda yüksek sesle, aksi takdirde içinizden söyleyebileceğiniz bir dize: ‘Bu araç için minnettarım. Ama ben bu araç değilim.’

Öneri: Slide’la tasarımda pastel renkler kullanın

Bir Power Point (ya da benzer bir program) sunumu hazırlıyorsanız renkleri fiziksel dersliklerdeki gibi kullanın. Parlak renkler ekranlarda bağırabilir ve göz alıcı olabilir. Bu nedenle tasarım yaparken renkleri yumuşatmayı deneyin. Daha yumuşak, ama soluk ve bulanık olmayan renk tonları kullanın. Bunlar farklı ekranlarda farklı görünebilir, ama siyah üzerine beyazı varsa yararlı olabileceği özel bir konu dışında kullanmayın.

Etkinlik: Ekran dışı yaratıcı bir etkinlik ve sonrasında yeniden ekranda buluşma

Çocuklara, gerekirse anne babaların da yardımıyla hazırlayabilecekleri ve sonra e-mail’le gönderebilecekleri ödevler verebilirsiniz ya da ekrana vereceğiniz biraradan sonra çocuklar bir araştırma yapmış, yazmış, çizmiş, boyamış ya da herhangi başka bir şey yapmış olarak ekrana geri dönebilirler. Anne ya da babanın yardımıyla mutfakta bir şeyler yapılabilir. Yapılacak iş önceden anne babalarla anlaşarak ev ortamında güvenli bir şekilde uygulanmalıdır. Önemli olan nokta çocuklara ekran dışında yapacakları ve sonucunu bildirecekleri ödevler vermektir. İradenin, özellikle de ekran dışında, harekete geçirilmesi etkinliği gerekli kılar.

Öneri: Soğuk ve monoton bir sesten kaçının

Online durumda sesler tekdüzeliğe yönelim gösterirler. Bu en canlı drama öğretmenleri için bile geçerlidir. Sesinizin bilincinde olun. Online oturum öncesinde bir ses ısınması uygulayın. Göndermeden önce e-mail’lerinizi ya da başka metinleri yüksek sesle okuyun. Teatral olun. Sesinize biraz canlılık verin. Hatta sonunda, bir e-mail gönderiyorsanız, kendinizi yazdığınız şeyi düzeltirken ve daha iyi bir şey gönderme çabası içinde bulabilirsiniz.

Dijital ortamda pedagojik hikâyeler ve anlattığımız ahlaki içerikli herhangi bir şey ritim ve yinelemeler içermelidir. Çünkü dijital dünya çoğunlukla çözümlenmiş ve bir emojiye indirgenmiş öylesine kısaltıcı ve duyguya az yer veren entelektüel bir alandır ve burada daha derin ahlaki konular hız ve gürültü içinde kayba uğrayabilir.

Sesinizde vurgulara yer verin ve ahlaki düşünceleri üç kez yineleyin. Hikâyelerde yapılan budur. Ama etik konulardan bahsediyorsak iyi duyulacak şekilde daha yüksek sesle konuşmamız gerekebilir.

Etkinlik: Zihninizde çocuğun fiziksel görüntüsünü canlandırın

Her çocuğun fizikselliğini aklınızda ve belleğinizde tutun. Onları okulda son kez gördüğünüz güne dönerek hatırlayın. Beden yapıları, gözleri, duruşları, yürüyüşleri, hareketlerindeki herhangi bir özgünlük, sesleri, saçlarının rengi. Eğer bunları iyi hatırlayamıyorsanız endişelenmeyin.

Onları örneğin bir video konferansta bir daha gördüğünüzde nasıl göründüklerini belleğinizde kalan imajlarıyla karşılaştırın. Aklınızda yanlış kalan şeyler nedeniyle kendinizi eleştirmeyin. Bunları fark edin ve belleğinizde kalan resmi düzeltin. Bu ilk görüntüleri olabildiğince uzun süre aklınızda tutun (fiziksel bellek). Onları her gördüğünüzde karşınıza çıkan yeni görüntülerinin ve belleğinizdeki orijinalin her ikisini de aklınızda tutun. Her ikisi de aynı benzersiz çocuktur. Bu onların özgürlüğe doğru yolculuklarında sizin rolünüzün aynası olacaktır.

Öneri: Mikrofonu olan bir Bluetooth hoparlörü kullanın

Dersler kafalardan ibaret olmamalıdır. Ekrana çok yakın oturmayın. Ellerinizi hareket ettirebileceğiniz kadar geride oturun. Bluetooth hoparlörüyle ayağa da kalkabilir ve tahtaya bir şeyler yazabilirsiniz. Bu da bilgisayardan uzaklaşarak konuşabilmenizi ve çocuklardan gelecek soruları duymanız anlamına gelir. Bir Bluetooth hoparlörü (en küçük olanlarından bir tane satın alabilirsiniz ve iyi bir akıllı telefon da aynı işi görür) dersinizi masanın başında kalmayıp odanızın tamamında yapabileceğiniz anlamına gelir. Daha küçük sınıflarda çocuklar da aynı şeyi yapabilir.

Etkinlik: Pedagojik hikâyelerin, fiilen sanal sınıfta anlatılan hikâyelerin önemi

Dijital bir sınıfta hikâyelerin dönüştürücü bir rolü vardır. Hikâyeler Waldorf Eğitimi’nin temel taşıdır. Çocukların hikâye okumalarını sağlayın (ekrandan okuma yerine sesli kitaplardan dinlemek daha iyidir). Çocuklara hikâyeler anlatın, bunların üzerinde konuşun, yeniden anlatın. Bir hikâye turu düzenleyin: Son dersten bu yana yaşanan ilginç bir olay olabilir. Bu tura anne babaları da dahil edebilirsiniz. Onlar da derslere konuk olarak katılıp gerçek ya da kurgusal hikâyeler anlatabilirler. Küçükken duymuş oldukları hikâyeler de olabilir. Ortaya çıktıkça dünyada gelişen olaylara ilişkin hikâyeler anlatın: Esin verici, hüzünlü ya da iyi haberler, heyecan verici, alınan dersler, maceralar, vs. Hikâyeler Waldorf Öğrencisi ve Öğretmeni’ne bu zor zamanlardan geçerken yardımcı olabilir.

Ve son olarak……

Online Waldorf Eğitimi’nin birkaç haftalık bir süre için bile olsa iyi ya da kötü olacağını şimdiden bilemeyiz. Bunda öğretmenlerin içsel duruşu, okul, ebeveynler, hatta çocukların öğrenme merakının büyük bir rolü olacaktır.

Bu öğrencilerimizle bağımızı ve paylaştığımız hikâyeyi sürdürme duruşudur. Bunu yapıyorsak zamanımızı hayal edebileceğimizin ötesinde değiştiren bir teknolojiyle yapıyoruz. Bu teknoloji bağımlılık yaratır, ama aynı zamanda iletişim sağlar. Hayat kurtarıcı bilgiye de ulaştırır, uydurma haberlere de. Hem bir geçit hem de bir illüzyondur.

Bilinçli kullanırsak online Waldorf sınıfı başarılı olabilir. Bunu zaman gösterecek. Herkese iyilikler diliyorum.

goetheanum-paedagogik.ch/homeschooling

Bunlara da göz atın